
uçsuz bucaksız bir çölün ortasındayım. kızgın güneşin altında ve sert çöl fırtınasının içinde, yüzümü koruyan bez parçasıyla beraber çıplak kollarım ve ayaklarımda ilerliyorum. susuzluktan çatlayan dudaklarımı aralayamıyorum bile. kuruluktan birbirlerine yapışmışlar. ayak tabanım kzıgın kumların acısıyla bişey hissedemez hale gelmeye başladı. şu an istediğim tek şey bir yudum su. içimi serinletecek bir yudum su. fazla değil. neden basit şeyler sadece yer ve zaman farkıyla bu kadar anlamlı hale gelebiliyor. Bir yudum su. bardaktaki fazla suyu yere dökmek.. fark sedece yer ve zaman mı? herneyse....
sadece dudaklarını ıslatmak için yetecek bir yudum su, peki yanan içini nasıl söndüreceksin?
YanıtlaSilbenim yanan içim hiçbi zaman sönmez
YanıtlaSilberaberken en azından ateşin koru azalır ;) haksızlık etme bence o kadar da...
YanıtlaSil