
Bugün ruhumdaki sıkkınlığın sebebini bulamadım. Nöbete başladığımdan beri üzerimde bi ağırlık ve sıkıntı var. İnşallah hastalardan birine patlamam. Bazen insanın tahammül sınırlarını zorlayacak davranışlarda bulunuyorlar çünkü.. Bu yazıyı öncelikle cebimden çıkardığım not defterine yazmaya başladım. Nöbetteyim ve yazabileceğim tek yer o, şu an. Öğle arası güneşinnimetlerinden faydalanmak için dışarı çıktım. Üzerimde ince ve hafif olan nöbet elbiselerim var. Hafiften esen rüzgar boynumdan ve kollarımdan girip, güneşin ısıttığı bedenimi serinletiyor. Beni ısıtan güneş ve kollarıyla saran rüzgar, muhteşem bir kombinasyon. Anne ve baba gibi tıpkı. Üzerimde muhteşem bir dinginlik hissi uyandırıyor. hafiften kısık gözlerimle sanki zamandan ve mekandan soyutlanıyorum. Etrafımdan geçen insanları hissetmiyorum. sesleri kulağıma gelmiyor. gelsede giremiyor...şu an hissettiğim hafifliği tarif edemem sizlere... istediğim şey aslında bu. hafiflik ve bir parça huzur. başka ne isteyebilirmki. bu nöbetten çıktıktan sonra yaklaşık bir haftalık bir boşluğum varç ne yapsam diye düşünüyorum. bi yerlere gidesim var. gidipte dönmeyesim var. Dağlara ormanlara gidesim var. orda sonsuz huzur bulabilirim. Isıtan güneşimi, beni sarmalayan rüzgarı ve sessizliği, hepsini orda bulabilirim.
Nöbetimin bitmesine yaklaşık 18 saat var. evet daha çok var. çabucak bitsede gitsem evime.. nöbetin tek korktuğum yanı gecenin sessizliği. Beni korkutan tek şey. sanki biranda çok şeyler olacakmış gibi geliyor. Tüm felaketler sanki gece vakti ortaya çıkıyor.. gündüz güneşin korumacılığında olan insanlık, gece sanki tm kötülüklere açık hale geliyor. Geceleri uyumakta güçlük çeken ben, gündüz olunca gece hiç olmamış gibi gelio bana..
Hadi bakalım, sorunsuz bir nöbet umuduyla cümlelerimi sonladırıyorum.. hadi kalın sağlıcakla....

