29 Kasım 2009

Bilemiyorum, anlamlandıramıyorum kafamdaki şeyleri. Tıka basa dolu olan zihnimde sanki hiçbişeyin anlamı yok, tamamen dolu ama bir o kadar da zihinsel boyutta bile anlamlandıramadığım düşüncelerle doluyum. Neden diye sorulduğunda, ben de bilmiyorum diyorum. Uykularımı kaçıran, iştahımı kapatan, hayattan zevk almamı engelleyen uçsuz bucaksız, yüklemi olmayan cümlelerle doluyum, adeta boğuluyorum içlerinde. Uzun uzun yazmak isterdim hepsini buraya ama yazamıyorum, kelimelere dökülmüyorlar, hepsi birer soyut düşünce silsilesi gibi zihnimin derinliklerinde beni meşgul ediyor.. Bilemiyorum, belkide bunların hepsinin sebebi hayatım boyunca verdiğim kararları şu anda aşırı derecede sorgulamamdan ileri geliyor olabilir. Pişmanlıklar mı yoksa beni bu kadar dolduran? yaşanmamışlıklar mı bilemiyorum. Ama şuna kesin olarak eminim ki, yaşayamadığım kendi hayatımı başkalarının yaşamasından dolayı bu haldeyim. Değişmeli, değişecek....

23 Kasım 2009

Yine o aynı şarkı çalıyor, "it's been a long cold winter, without you" . Soğuk rüzgar yine aynı sertliği ve acımasızlığıyla yüzüme vuruyor. Boş ellerimi, kendimi korumak için yüzüme doğru götürüyorum, o yinede bi yolunu bulup yüzüme dokunuyor. Soğuk, tüylerim diken diken oluyor. Neredeyse gözümden akan yaşları dondurmaya bile yetecek kadar soğuk. Zorda olsa ilerliyorum o rüzgarın içinde, merkezine doğru.. Toz duman içinde, göremiyorum hiçbişeyi, elimi uzatıyorum ama hiçbişey yok, boşluk. Rüzgarla beraber hızla uçusan kum taneleri ellerimi yaralayacak kadar hızlı, dayanamıyorum artık daha fazla. Geri dönmekten başka bi çarem yok, bu fırtına asla dinmeyecek, ben yine boş varoluşumun içinde kaybolacam. Nefes almaya çalıştıkça içime giren rüzgar, beni içerden bile fethetmeyi başarıyor. Kurtulmam mümkün değil, dizlerimin üzerine çöküp, ellerimi yere yasladım. Gücüm kalmamıştı artık, göz yaşlarım yere düşmeden rüzgarla beraber kimbilir nereye uçuyordu. Bana ait olan bile bende durmak istemiyor, ruhum zaten bedenime ait değil, sadece acıyarak beni izliyor. Izdırap içindeki bu bedene bakıyor. "and it's hard to find, hard to find strenght now, but i tried" diyorum aynen A natural disaster'da ki gibi. ..and i fell so afraid.....

10 Kasım 2009

Şu an istediğim karanlıkta sadece bu Tangoyu yapmak. Evet şu an istediğim Tam olarak bu. Kendimi özgür bırakıp sonsuzluğa dokunmak, ruhumun bedenimden ayrılmasını izleyip bana eşlik etmesini istiyorum. Dansım sadece bedenim ve ruhum arasında olmalı, çünkü onlar iki ayrı varlık. Birbiri içine hapsedilmiş iki ayrı varlık...

3 Kasım 2009


Yıllanmış avuçlarıma bakıp, bomboş olduğunu görmek..... içimde bir sızı.. bitmeyen, bitmeyecek bi sızı. Ne yıprattı beni bu kadar. Hayat mı? Hayaletlerim mi? Artık eskisi gibi odamda uyuyamıyorum. Kendi odam dışında heryerde uyuyabiliyorum. Neler oluyor bana ... Çırpındıkça batıyorum. "Umut" güzel bir kelime ama benden uzaklaşmış sanki. bir daha döner mi bilmiyorum. Şu an hiçbişey bilmek yada bilmeye çalışmak istemiyorum.. Yalnız bırakın beni